PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Abdal Musa Tekkesi


byçarşı
02-01-2008, 00:50
Osmanl Arşiv Belgelerine Göre Abdal Musa Tekkesi



Belgeler 2. Mahmut döneminden sonrayı anlatmaktadır. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığında,Y.MTV: 67/24 ve A.MKT.MVL:133/64 numaralarıyla kayıtlıdır.


Abdal Musa tekkesine ait vakıfların müstesna vakıf(ayrıcalıklı vakıf) olması ve 2. Mahmut dönemine kadar babadan oğula (evlada meşrut) bulunmasıdır. Osmanlı Devletinin diğer vakıflardan üstün kabul ettiği Abdal Musa zaviyesi her türlü vergiden muaf kabul edilmiştir. Yüzyıllarca süren bu gelenek 2. Mahmut döneminden sonra değiştirilmiş, bu değişiklik daha sonra birçok tartışmalara sebep olmuştur. Yazımızda sunacağımız belgeler Bektâşi erkânından Nakşi erkânına geçişi ve sonra da elimizdeki belgelerde de görüleceği gibi Bektâşi erkânına dönüşü anlatmaktadır.


BELGE NO: 1


Alıntı:
Maliye Nezareti Celîlesine
E’azze-i kiramdan Abdal Musa hazretlerinin Elmalı kazasında kâin zaviye-i şerifeleri müştemilâtından olub canib-i hazine-i celileden mebzut olan arazi ile değirmen vesairenin kemâ-fi-s-sabık zaviyedarlığa terk ve tahsis istid’asına dair zaviye-i mezkûre şeyhi Hüsnü Efendi tarafından rikab-ı hümayun –ı şahaneye takdim kılınan arzuhal-i meclis-i vâlâ-yı ahkâm-ı adliyyeye lede-l havale fezleke-i mesailine ve beraber olan derkenarlı diğer arzuhal ile varidat muhasebesi mezkûresi ve nezaret-i celileriyle olunan muhabere tezkiresi mevadiline nazaran ibtida-yı nizamda Bektâşi tekkeleri merbutanının caniblerinden zabtı sırasında zikr olunan arazi ve değirmen vesair müteferriatı dahi zabt ile bazısı mahallinde füruhat olunarak zaviye-i merkumede usul-i tarikat-ı aliyye-i Nakşibendiye icra olunmak üzere zaviyedarlık hizmeti ol esnada Hacı Hüseyin Efendi ve onun vefatında Hacı Halil Efendi ve onun dahi irtihalinden sonra sair meşayıha ve muahheran sahib-i arzuhal muma ileyhe tevcih ve zabt olunan hasılat-ı mukabilinde zaviyedarlığa şehrîye yüz yirmi beş ve türbedarlığa dahi otuz kuruş maaş tahsis kılınmış ve bir aralık emlâk-ı mezbuta dahi zaviyedarlar tarafından idare olunmak üzere bâ ferman-ı âli terk ve iade olunarak meşâyih-i muma ileyhimden İsmail Hakkı Efendinin zaviyedarlığı esnada ahaliye te’addisi vukuuna mebni tekrar zabt olunmuş ise de mezkûr arzuhalde beyan olunduğu vechle zaviye-i mezkûre müte’addid hücerat ile cami’i şerif ve mekteb-i münif ve sair müştemilâtı havi cesim ve ma’mur bir hankâh olarak maaş-ı mezkûr mesarif-i zaruriyesine vefa etmemesi ve şart-ı vakfın ibtali zaviye-i merkumede bulunup taayyüşleri buna muhassar olan bir takım aceze ve fukaranın inkisar kılınıp bais olmakda bulunması cihetiyle saye-i hüsnü vaye-i hazreti padişahide kadim-i vechile kaydının tashihi niyaz ve istirham olunmuş olub suret-i halden anlaşıldığına göre zaviye-i mezkûrede merbutatının mukaddemki zabtı ol vakit bunun dahi Bektaşi tekkelerinden ma’dud olmasından neşet edip sonradan bâ emr-i âli terk olunmuş iken tekrar zabt olunması dahi muma ileyh İsmail Hakkı Efendinin uygunsuzluğu cihetiyle ta’diyat vak’asına mebni bulunduğundan ve el halet-i haza zaviye-i merkumede ayini behiye-i Nakşıbendiye icra olunmakda olduğundan sair bazı e’azze-i kiram hazerat-ı evkaf-ı şerifesinin hasbelnizam müstesna tutulduğu gibi arazi-i merkumenin usul-ü muadelet-i hakkaniyete tevfikan hüsn-i idaresine ve ahali hakkında bir gûne cevr ü eza vuku’a gelmemesine memurin-i mahalliye tarafından dikkat ve nezaret olmak üzere kemâ-fi-s-sabık zaviye-i merkumeye terk ve tahsisi muvafık-ı emsal olarak canib-i eşref-i hazreti tacdariye da’vat-ı hayriyeyi müstelzim görünmüş ve salifü’l beyan varidat-ı muhasebesi mezkûresine nazaran bunların bedel-i senevisi dahi sekiz bin kuruştan ibaret bulunmuş ol vechle ber mucib-i istid’a hazinece icra-yı iktizası ve fakat zikr olunan zaviyedarlık ve türbedarlık maaşlar emlâk-ı merkumenin ibtidaki zabtı esnasında füruht olunanlarına mukabil olmak lazım gelirse de usul-i tasarrufiyeye riayete ba’deizn bu maaşların i’tasından sarf-ı nazarla kaydının terkini hususiyetinin savb-ı devletine havalesi tezekkür ve tensib olunarak lede’l istizan irade-i seniyye-i cenab-ı padişahi dahi bu merkezde müteallık ve şerefsudur buyurulmuş olmakla ber mucib-i irade-i seniyye-i iktizalarının icrası hususuna himmet buyuruldu.

Sene 78 Fi 3 Rebiülevvel




BELGE - 1 GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE




Yüce Maliye Bakanlığına
Yüce ululardan Abdal Musa hazretlerinin Elmalı kazasında bulunan kutsal zaviyelerine bağlı olan ve hazine tarafından verilmiş olan arazi ile değirmen ve diğerlerinin eskisi gibi zaviyedarlığa terkedilmesi hususundaki dilekçeye dair adı geçen zaviyenin şeyhi Hüsnü Efendi tarafından padişaha sunulan dilekçe yüce adliye makamına sevk edilmiş olup konuyu özetleyen bir rapor ve açıklamalı bir dilekçe ile ve adı geçen gelirlerin hesabı ve yüce bakanlıklarıyla yapılan haberleşme pusulasına dayanılarak başlangıçta Bektaşi tekkelerine bağlı bulunan arazilerine yörede bulunan bazı beyler tarafından el konulması sırasında adı geçen değirmen ve arazinin ve diğer bazı gelir kaynakları da yerinde satılmıştır. Adı geçen zaviyede Nakşibendi tarikatı usulü uygulanmak üzere zaviyedarlık hizmeti o esnada Hacı Hüseyin Efendi ve onun ölümünden sonra Hacı Halil Efendi onun da ölümünden sonra diğer şeyhlere ve sonunda da bu dilekçenin sahibi olan kişiye verilmiştir. Elde edilen gelirlerin karşılığında zaviyedarlık görevi için aylık yüz yirmi beş ve türbedarlık için de otuz kuruş maaş bağlanmış ve bir aralık bu araziler zaviyedarlar tarafından idare olunmak üzere padişah emriyle bu araziler tekkenin ulu şeyhlerinden İsmail Hakkı Efendi’nin yönetimine terk edildiği bir sırada onun bölge halkına dağıttığı anlaşıldığından tekrar el konulmuş ise de adı geçen dilekçede açıklandığı üzere zaviyede bir çok oda ile cami-i şerif ve mektep ve diğer bölümleri içine alan geniş ve bakımlı bir tekke olduğundan adı geçen maaşın gerekli olan ihtiyaçlara yetmemesinden dolayı ve vakfedenin şartının da iptal edilmesiyle zaviyede bulunup geçimleri buraya bağlı olan bir takım aciz ve fakirleri kıracağından ve onları muhtaç duruma düşürebileceğinden dolayı ulu padişahın kaydının doğrulanması istenmiş ve bu durumdan anlaşıldığına göre zaviyede bulunan arazinin önceki zabtı o vakit bunun dahi Bektaşi tekkesinden sayılmış olup daha sonra padişah emriyle bırakılmasından sonra tekrar zabt olması İbrahim Hakkı Efendi’nin uygunsuz hareket olmasından dolayı ve hali hazırda adı geçen zaviyede Nakşibendi usulü uygulandığından bazı ulu hazretlerin şerefli vakıflarının müstesna tutulduğu gibi adı geçen arazinin eşitlik ilkesine uyarak iyiy idaresine ve halk ahali hakkında bir çeşit haksızlık ve eziyet yapılmamasına yerli memurlar tarafından dikkat ve denetim olmak üzere adı geçen zaviyeye terk ve tahsisi uygun misaller olarak hazreti padişah tarafından davetler gerekli görülmüş ve bildirilmiş olan muhasebe gelirine rağmen bunların yıllık bedeli bile sekiz bin kuruştan ibaret bulunmuş. O sebeple icab eden dilekçe üzere hazinece gerekeni yapması ve fakat adı geçen zaviyedarlık ve türbedarlık maaşları adı geçen emlakın önceki zabtı sırasında satılanlarına karşılık olması gerekirse de harcama usulüne uyulması bundan sonra bu maaşların ödenmesinde dikkat gösterilerek kaydının silinmesi hususunda devlet tarafına havalesini



Sene 78 fi 3 Rebiülevvel



BELGE NO:2


Alıntı:

Mahkeme-i Teftişten Yazılan Muktezanın Suretidir
Konya vilayeti valiliğinin iş bu uhdesinde merbut vilayet-i mezkûre dahilinde Tekke Sancağı mutasarrıflığının bir kıt'a inhası ve evrak-ı atika muciblerince liva-i mezkûre tabi Elmalı Kazasında vakı’ e’azze-i kiramdan Abdal Musa kuddise sırruh’u alâ hazretlerinin tekkesi vakfının evladin ve meşrutin üzere tevliye ve türbedarlığı kendisinin bâ berat-ı âli ‘uhdesinde iken müteveffa Hüseyin Hüsnü evladından Mehmed Kudsi Efendi olduğu halde ciheteyn-i mezkureteyni ber takrib uhdesinde tevcih ettirmiş ve bu ise tarafına gadri mucib bulunmuş olduğundan bahisle hukuk-ı meşru’asının hakkıyla zahire ihracı hususu İbrahim Çelebi tarafından bâ arzuhal –ı istida olunmuş ve vakf-ı mezkûrun zaviyedarlığı bin yüz otuz yedi senesi tarihinden bin iki yüz kırk üç senesi tarihine gelinceye kadar evladdan evlada tevcih olunarak tarih-i mezkûrede dahi türbedarlığa tahvilen evlad-ı müşarün ileyhden Şeyh Hüseyin halifeye bi’t tevcih uhdesinde iken fevtiyle mahlulünden bittedarik bin iki yüz yetmiş altı senesi tarihine gelinceye kadar icabına tevcih olunub ecanibden olan Hüseyin Hüsnü’nün ‘uhdesinde iken onun dahi evladını terk ederek fevtiyle mahlulünden mutasarrıf esbak müteveffayı mezbur şeyh Hüseyin’in oğlu müteveffa Feyzullah’ın oğlu İbrahim Çelebi ecanibden evveli ve cihet-i mezkûreye her vechile ehliyyet ve istihkak-ı rûnüma olduğu cihetle zikr olunan tevliye ve zaviyedarlık cihetlerinin muma ileyh İbrahim Çelebi iki yüz doksan bir senesi Şevval’ül mükerremin beşinci günü tarihinde evladına vechle bit’tevcihinde berat-ı Âlişan i’ta olunduğu misillü cihet-i mezkûriyetinin zabt ve tasarrufuna müteveffa-yı mezbur Hüseyin Efendinin evladı Mehmed Kudsi Efendi ile saire tarafın-dan müdahale olunmak üzere yed’ine bir kıt’a emr-i şerif verildiğinden sonra hilafına olarakcihet-i mezkûriyetinin muma ileyh İbrahim Çelebi ref’inden muma ileyh Kudsi Efendi tevcihine dair verilen i’lam ve mazbata bazı mertebe-i sehabetten nâşi idüğünden ifa-yı muktezası hususu mukaddema bâ ma’ruzatı iş’ar olunmuş ve müşarün ileyh Abdal Musa tekkesi vakfına muayene ile zaviyedarlığı bin iki yüz kırk üç senesi tarihine kadar mine’l kadim batn olan evlad, evlad-ı vakıftan olanlara tevcih olunagelib tarihi mezkûrede evladına vechle mutasarrıf olan eş-şeyh Hüseyin Efendiden sonra Nakşibendiye usulünü icra etmek şartıyla bin iki yüz kırk altı senesi tarihinde dahi evkaf-ı hümayun hazinesinden şehrîye otuz kuruş maaş tahsisiyle türbedarlık vechle ecanibden olanlara tevcih olunarak bi’t- tedavül iki yüz altmış beş senesi tarihinde Hüseyin Hüsnü uhdesinde iken fevtiyle mezkûr türbedarlık ciheti mahlulünden vakf-ı mezkûrun evladına vechle tasarruf olunan kadim zaviyedarlık cihetiyle ma’an mutasarrıf sabık-ı müteveffa-yı mezbur şeyh Hüseyin halifenin oğlu müteveffa Feyzullah ‘ın oğlu evlad-ı vâkıfdan muma ileyh İbrahim Çelebi’ye iki yüz doksan bir senesi tarihinde tevcih olunub uhdesinde iken cihet-i mezkûriyetinin ref’inden müteveffa-yı mezbur Hüseyin Hüsnü’nün oğlu muma ileyh Mehmed Kudsi Efendiye bin iki yüz doksan üç senesi Zilhiccetü’ş-şerifesinin sekizinci günü tarihinde bi’t tevcih bâ–berat-ı Âli elyevm uhdesinde olub muma ileyh İbrahim Çelebi tarafından vakı’ olan müdahalenin men’ u ref’i babında iki yüz doksan dört senesi Zilhiccetü’ş-şerifesinin yirmi üçüncü günü tarihinde bir kıt’a emr-i şerif verildiği cihet kaleminden mahrec derkenar hülasasından müstezad olan ve ol vechle müteveffa-yı muma ileyh Hüseyin Hüsnü’nün uhdesinde iken fevtiyle mahlulünden mukaddema muma ileyh İbrahim Çelebi’ye tevcih olunmuş olan cihet yalnız türbedarlıktan ibaret olduğu cihetle muahharen tarafeynin mahallinde lede'l terafi mürur-ı zamana müsteniden verilen i’lâm-ı şer’i mucibince mezkûr türbedarlık cihetinin muma ileyh İbrahim Çelebi uhdesinden fer’i iktiza ederken muma ileyh İbrahimÇelebi’nin ber veche muahher evladeyn vechiyle başkaca uhdesine tevcih olunmuş olan mezkûr kadim zaviyedarlık ciheti dahi mezkûr türbedarlık cihetiyle ma’an her nasılsa bilâ sebeb uhdesinden ref’ olunarak mezbur Mehmed Kudsi Efendiye tevcih olunacağı anlaşıldığından ma’ada muma ileyh Mehmed Kudsi Efendi kendisine mahsus olan türbedarlık maaşına adem-i kanaatle tekke-yi mezkûrenin it’am-ı ta’amına meşruta olan vakf-ı mezkûrun varidatını nefsine hasr u sarfla itlaf ederek tekke-i mezkûreye asla bakmadığı ve muma ileyh İbrahim Çelebi müşarün ileyh Abdal Musa’nın evlad-ı evladından bulunduğu halde hakkı iptal olunduğu kaza-i mahallat eimme ve muhtaranı ile ahalisinden ma’lum-ı esami yetmiş neferi mütecaviz kimesnelerin mühürleriyle memhur olub Kaş ve Karaağaç kazaları idare ve belediye meclislerinden tasdik olunan iki kıt’a mehazir-i umumiye beyan olunarak husus-ı mezkûrede iştibah –ı vakı’ olmağla bu surette mezkûr zaviyedarlık cihetinde mukaddema türbedarlık ile ma’an kendisinin muma ileyh Çelebi’nin uhdesinden ref’ ile kendisinin evlad-ı vakıfdan olmakla vakf-ı mezburdan külliyen mahrum edilmesinin sebebi nedir. Şuraları mahalle meclisinde erbab-ı vukufdan bi etraf-ı tahkik ve tedkik olarak ale’l- vechü’l sahih bâ-mazbata iş’arı zımnında üç yüz iki senesi Cemaziyü’l evvelinin yedinci günü tarihiyle makam-ı Âli-yi nezaretpenahilerinden mahalle-i tahrirat tasdir buyurulduğu mukayyed olub evrak-ı âtikasının vüruduna dair kayd bulunmadığı evrak şubesinden yazılan derkenardan ve tahrirat-ı mezkûrenin mahalline vusulünden bahisle muma ileyh Kudsi Efendi’nin celbiyle keyfiyet tefhim olundukda ibraz eylediği ferman-ı Âlişana nazaran mezkûr türbe ve zaviyedarlık cihetlerince mukaddema cereyan eden muhakemeleri üzerine mürur-ı zamana müsteniden verilen i’lam-ı şer’i üzerine devair-i âliyye-i saireden ikmal-i mu’ameleden sonra zaviyedarlık ve türbedarlık cihetlerini muma ileyh Kudsi Efendi’nin tasarrufuna irade-i seniyye-i hazreti padişahı şeref te’alluk buyurulmuş ma’mafih da’vayı mezkûreye ba’dema kat’en iltifat olunmaması dahi emr-i Âlişan ahkâm-ı mündericatından olarak emr-i Âli-i meşihatpenahi me’alide irade-i celile-i hazret-i padişahiyi müeyyet bulunmuş olduğundan muma ileyh Kudsi Efendi dergâh-ı mezkûr ayende ve revendesinin et’am-ı taamından bilâ kusur bezl-i vücud etmekte olduğunu meczum ve meşhud bulunduğundan ve ferman-ı Âlişan ile emirname-i Âli-i meşihatpenahi suretiyle teferruan sairesi leffen takdim-i piş-gâh-ı ‘ulyaları kılınmakla muma ileyh İbrahim’in mürur-ı zamanla cihet-i iskat-ı hak eylediği gibi mugayir emr-i Âli tarafeynin celbiyle yeniden icra-yı tahkikat cihetine gidilmeğe cesaret olunamadığı mezkûr Elmalı kazası idare meclisi mazbatasında iş’ar olunmuş ve ol vechle mukaddema mahkeme-i teftişten yazılan i’lam ı kuyuda müstenid olduğu ve bu babda bi garezane tahkikat icrasıyla bazı tafsilatı şamil bulunduğu halde mezkûr zaviyedarlığın müteveffa-yı muma ileyh Hüseyin Hüsnü Efendi’nin atik beratında dahi münderec bulunduğunun hilaf-ı vakı’ olarak mazbata-i mezkûrede beyan olunmuş olduğundan ma’ada mevadd-ı saire hakkında olan mündericatı dahi cevab-ı kâfi olduğundan husus-ı mezkûr iştibahdan kurtulamadığına binaen tekrar isti’lamı havi üç yüz üç senesi Nisanının yedinci günü tarihiyle yine makam-ı nezaretpenahilerinden mahalline tasdir buyurulan tahriratın cevabında mezkûr türbedarlık doksan üç senesi Zilhicceü’l- şerifesinin sekizinci günü tarihiyle bâ berat-ı Âli Kudsi Efendiye tevcih buyurulmuş olduğu gibi müddeisi İbrahim Efendi fi ma ba’ad bu hususa dair da’va ve niza’a tasaddi eder ise ihale-i sem’ve i’tibar olunması ve müdahalesinin külliyen men’i zımnında doksan dört senesi Zi’l-hicceü’l-şerifesinin yirmi üçüncü günü tarihiyle kat’ül müfad emr-i Âli ısdar buyurulduğu kayden müsteban olduğundan ferman-ı Âli-i mezkûre tevfiken müdde-i İbrahim Efendiye cevab-ı i’tası lazım geleceği ferman buyurulmuşdur. Muma ileyh İbrahim Çelebi’nin vekili salifü’l ‘arz evkaf-ı hümayun nezaret-i celilesinin tahrirat ve melfufatı maillerine nazaran tahkikat-ı muhakka ifasıyla hukukunun zahire ihracı zımnında i’tay-ı arzuhal ile sızlanmakda ve tahkikat ve raviyan-ı vakı’aya nazaran bu bab da İbrahim Çelebinin hakkı olduğu meydanda ise de tahrirat-ı mezkûre hükmüne tatbikan tekrar tedkikat icrası marru-z- zikr ferman-ı aliyyenin hükmünü fesh eder diğer bir ferman-ı Âli süduruna mütevakkıf idüğü iş’ar olunmuş ve iş’arı mezkûr kuyud ve merbut-u emr-i Âli suretine muvafık bulunmuş olmakla iş bu evrakın sahibine ol vechle cevab i’tasıyla evrak-ı mezkûrenin evrak idaresinde hıfzı lazım gelir.

byçarşı
02-01-2008, 00:51
BELGE –2 GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE


Teftiş Mahkemesinden Yazılan Gerekçeli Karar Suretidir

Konya vilayeti valiliğinin sorumluluğunda kayıtlı bulunan adı geçen vilayetin sınırları içindeki tekke sancağı kaymakamlığının bir kıt’a eski belge ve düşüncesi gereğince ilgili valiliğe bağlı Elmalı kazasında bulunan yüce azizlerden Abdal Musa (Allah sırrını yüceltsin) hazretlerinin tekkesi vakfına babadan oğula ve şartlı olarak verilmişti. Türbedarlığa yüce beratla kontrolünde bulunduran vefat etmiş olan Hüseyin Hüsnü çocuklarından Mehmed Kudsi Efendi ailesinden olmadığı halde yukarda adı geçen iki kurumu yakınlık iddiasıyla kontrolüne almıştır. Bu da hak sahiplerine haksızlık olduğu iddiasıyla gerçek hak sahiplerinin haklarının ortaya çıkması konusu İbrahim Çelebi tarafından ekteki dilekçe ile talep edilmiştir. Adı geçen vakfın bina ve çevresinin bin yüz otuz yedi senesinden bin iki yüz kırk üç senesine kadar babadan oğula devr olunarak yönetildiği, adı geçen tarihte bile türbedarlığa dönüştürülmüş olup adı geçenin çocuklarından Şeyh Hüseyin halifenin yönetimine verilmiştir. O’nun ölümüyle boşalan türbedarlığa geçen zaman içinde bin iki yüz yetmiş altı senesine gelinceye kadar aileden olmayanlara verilip, aileden olmayan Hüseyin Hüsnü’nün kontrolüne geçmiştir. Onun’da çocuklarını terk ederek ölümüyle boşalan makama tasarruf hakkı eski sabık ölmüş Şeyh Hüseyin’in oğlu, ölmüş Feyzullah’ın oğlu, İbrahim Çelebi, aileden olmayanlardan önce ve adı geçen makama her suretle ehliyet ve hakkı olduğundan adı geçen zaviyedarlık ve vakıf işlerini yönetme görevlerinin adı geçen İbrahim Çelebi iki yüz doksan bir senesi şerefli Şevval ayının 5. günü evladına verdiği padişah emriyle kendisine bildirilmiştir. Bu iki görevin yürütülmesine ölen adı geçen Hüseyin Efendi’nin oğlu Mehmed Kudsi Efendi ve başkaları tarafından müdahale olunmak üzere kendilerine bir padişah emri verildiğinden daha sonra bunun aksi olarak bu iki görevin adı geçen İbrahim Çelebiden diğer adı geçen Kudsi Efendi’ye verildiğine dair ilan ve mazbata bazı yüksek mertebe sahipleri tarafından bilindiğinden gerekenin yapılması hususu önceden zaruretle bildirilmiş ve adı geçen Abdal Musa tekkesi vakfına kontrol ile zaviyedarlığı 1243 senesi tarihine kadar eskiden beri öz oğullarına verilmiş olup adı geçen tarihte oğluna verilmek suretiyle mutasarrıf olan Şeyh Hüseyin Efendi’den sonra Nakşibendiye usulünü icra etmek şartıyla 1246 senesi tarihinde de vakıflar hazinesinden aylık 30 kuruş maaş ayrılarak türbedarlık görevi aileden olmayanlara verilmiştir. Geçen zaman içinde 265 senesinde Hüseyin Hüsnü’nün yönetiminde iken onun ölümüyle adı geçen türbedarlık görevinin boş kalması sebebiyle adı geçen vakfın evladına verilmesiyle eski zaviyedarlık görevi ile beraber ölen Şeyh Hüseyin halifenin oğlu ölen Feyzullah’ın oğlu sülaleden olan ve adı geçen İbrahim Çelebi’ye 291 senesi tarihinde verilmiştir. Bu görev kendisindeyken iki görevin birden kendisinde alınarak adı geçen rahmetli Hüseyin Hüsnü’nün oğlu Mehmed Kudsi Efendi’ye 1293 senesi Zilhicce ayının 8. günü padişah emriyle verilerek şu anda bu görev kendisinde olup adı geçen İbrahimÇelebi tarafından yapılan girişimin reddedilmesi hususunda 294 senesi Zilhicce ayının 23. günü kendisine bir padişah emri verilerek kenarında belgenin gereği olan ve bu şekilde ölen Hüseyin Hüsnü’nün uhdesinde iken ölümüyle boşalan ve öncelikle İbrahim Çelebi’ye verilmiş olan görev sadece türbedarlıktan ibaret olmasından dolayı daha sonra iki tarafın olay mahallinde davacı huzurunda zaman aşımına dayanılarak verilen ilan gereğince adı geçen türbedarlık görevinin İbrahim Çelebi’den alınması gerekirken İbrahim Çelebi’nin sonradan evlatlık suretiyle başkasına verilmiş olan zaviyedarlık görevi adı geçen türbedarlık göreviyle beraber her nasılsa sebepsiz olarak kendisinden alınarak Mehmed Kudsi Efendi’ye verileceği anlaşıldığından başka Mehmed Kudsi Efendi kendisine mahsus olan türbedarlık maaşına kanaat etmeyerek adı geçen tekkenin yemek masrafı olarak ayrılmış olan vakıf gelirine el koyar k harcamış, tekkeye asla bakmadığı ve İbrahim Çelebi Abdal Musa’nın evladından olduğu halde hakkı elinden alındığı adı geçen kazanın ileri gelenleri ve muhtarları ile halkından isimleri herkesçe bilinen yetmiş kişiyi aşkın kimselerin mühürleriyle tasdik edilmiş olup Kaş ve Karaağaç kazaları idare ve belediye meclislerinden tasdik olunan iki nüsha rapor beyan olunarak bu konuda şüphe olmakla zaviyedarlık görevinin önceden türbedarlık göreviyle beraber adı geçen çelebinin elinden alınarak kendisinin vakıf sülalesinden olmasına rağmen vakıftan tamamen mahrum edilmesinin sebebi nedir? Bu husus mahalle meclisinde tarafsız bilirkişi nezdinde incelenerek mazbata ile bildirildiğinden dolayı 302 senesi Cemaziyü’l evvelinin 7. Günü padişahlık makamından bu hususdaki emrin çıktığı kesin olarak bilinip eski evrakının bulunduğuna dair bir kayıt bulunmadığı evrak şubesinden yazılan açıklama ve bu hususdaki bilginin yerine ulaşmasından söz edilerek Kudsi Efendi’nin ihbarıyla konu anlaşılmıştır. O’nun sunduğu padişah fermanına bakılarak türbe ve zaviyedarlık görevlerinin önceden yapılan mahkemeler üzerine zaman aşımına dayanılarak verilen ilan üzerine diğer devlet dairelerinden resmi muamelenin tamamlanmasından dolayı zaviyedarlık ve türbedarlık görevlerinin Kudsi Efendi’nin tasarrufuna padişah emriyle verilmiş olup adı geçen davaya daha sonra kesinlikle itibar edilmemesi yine bu padişah emrinden anlaşılmıştır. Adı geçen Kudsi Efendi tekkenin gelir ve giderinin sebepsiz olarak harcanmış olduğunu bizzat görmüş olduğundan ve padişah fermanıyla diğer emirleri kendisine özel bir mektupla bildirilmekle İbrahim ‘in zaman aşımından dolayı hakkının kaybolması gibi padişah fermanına aykırı olan bir durumun iki tarafın dava etmesiyle yeniden incelemeye alınması mümkün olmadığı Elmalı kazası idare meclisi raporunda belirtilmiş olup daha önceden teftiş mahkemesinden yazılan ilana dayanılarak bu hususda tarafsız bir tahkikatın yapılması bazı ayrıntıların bilindiği halde zaviyedarlık görevinin ölen Hüseyin Hüsnü Efendi’nin eski beratında bahsedildiğinin belirlenmiş olup bunun zıddı adı geçen mazbatada beyan olduğundan başka diğer konular hakkında yazılmış olan bilgiler bile cevap için yeterli olduğundan bu husus şüpheden kurtulamadığından tekrar araştırılması için Nisan’ın 7. günü tarihli bakanlık makamından olayın geçmiş olduğu kazaya yazılan cevapta türbedarlık 93 senesi Zilhicce’nin 8. Günü padişah emri ile Ali Kudsi Efendi’ye verilmiş olduğu ve İbrahim Efendi’nin bu emre karşı açacağı dava ve soruşturma isteğinin asla kabul edilmemesi gerektiği ve kesinlikle müdahale ettirilmemesi hususunda 94 senesi Zilhicce ayının 23. Günü bu hususda kesin bir padişah emri buyurulduğu anlaşılmış olduğundan adı geçen emre uygun olarak İbrahim Efendi’ye cevap verilmesi ferman buyurulmuştur. Davacı İbrahim Çelebi vekili vakıflar bakanlığının inceleme ve araştırmasına dayanarak temyize gönderileceğini belirterek bir dilekçeyle gelişen olaylara dayanarak İbrahim Çelebi’nin hakkı olduğu meydanda se de yapılan inceleme sonucuna göre tekrar inceleme yapmak önceki padişah emrini hükümsüz bırakacağından başka bir emir ile bu işin yapılabileceğini belirtmiş ve bu tesbit padişah emrine uygun bulunmuş olmakla bu evrakın sahibine bu hususda cevap verilmesi ve bütün bu hususlardaki belgelerin evrak idaresinde muhafaza altına alınması lazım geldiğini belirtmektedir.



Gazi Ünv. Tarih Bl. Ayşegül ALTINOVA