PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : fransız ihtilanin osmalı devletine etkileri


byçarşı
02-01-2008, 04:44
Fransız Devriminin Etkileri ve Sonuçları ==

'''Fransız Devrimi''', ulusal bilinçlenmenin ve yönetim karşıtı tepkilerin nasıl ortaya konulabileceğinin en başarılı ve kanlı örneklerinden biridir. Bu yönüyle, kendinden sonraki [[devrim]]lere de esin kaynağı olmuştur ve hâlâ olmaktadır.

'''Fransız Devrimi''', [[Yeni Çağ]]ı bitiren, [[Yakın Çağ]]ı başlatan olay olarak kabul edilir. Çünkü bu devrim sonucunda tüm dünyada [[milliyetçilik]] kavramı önem kazanmaya başladı. Ezilen halklar haklarını aramayı öğrendiler. Halklar, yönetimden korkmamaları gerektiğini, yönetimlerin güçlerini halklarından aldığını fark ettiler.

Bu durum Fransa'da [[monarşi|monarşik rejim]]in yıkılıp, yerine [[cumhuriyet]]in kurulmasına neden oldu. Halk, yönetim üzerindeki gücünü fark etti. Roma Katolik Kilisesini de ciddi [[reform]]lar yapmak zorunda bıraktı.
Milliyetçik akımının yayılması, gücünü emperyalist rejimden alan imparatorlukların aleyhine oldu; imparatorluk çatısı altındaki farklı milletlere mensup halklar ayaklanmaya başladılar. Bu durum, imparatorlukları bölmeye çalışan kesimlerin de işine geldi, isyan eden halkları provoke ettiler. Bunun sonucunda da imparatorluklar zayıflamaya ve parçalanmaya başladılar.

Fransız devrimi, sonuçları ve ideolojisiyle, [[Yakın Çağ]] dünya savaşlarına -[[I. Dünya Savaşı]] ve [[II. Dünya Savaşı]]- yön verdi ve bugünün dünyasının oluşmasında da son derece etkili oldu.
== FRANSIZ İHTİLALİNİN OSMANLI DEVLETİNE ETKİLERİ ==
Osmanlı Devleti, Fransız İhtilali karşısında tarafsız bir tutum takınmıştır. Bütün dünya uluslarını etkileyen Fransız İhtilali'nin Osmanlı İmparatorluğuna olumlu ve olumsuz etkileri olmuştur.
[[Olumlu Etkileri;]]
Türk toplumunda sınıf ayrımı yoktu.Halk ilke olarak kanun karşısında eşitti.Ayrıca Müslüman olmayan vatandaşlaradainanç özgürlüğü tanınmıştı.Bu nedenle Fransız İhtilali'nin Osmanlı toplumunu etkilemesi beklenmiyordu.Fransız İhtilali'nin etkileri yayıldıkça Osmanlı devlet adamları,vatandaşlık haklarının korunması,yargı güvencesi,din ayrımı yapılmaksızın eşitlik gibiilkeleri benimsemişlerdir.Egemenliğin millete ait oldugu fikrinin ve demokrasi anlayışınınTürk toplumuna yerleşmesinde Fransız İhtilali'nin olumlu katkıları olmuştur.Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı ve Kanun-i Esasi'nin ilan edilmesi, yönetim, akerlik, eğitim ve ekonomialanlarında yeniliklerin yapılması bu durumun göstergesidir.
[[Olumsuz Etkileri;]]
Fransız İhtilali'nin olumsuz etkisi milliyetçlik akımının ülkedeki Müslüman olmayan topluluklar arasında hızla yayılması sonucunda, milliyetçilik isyanlarının başlaması olmuştur. xıx(19). yüzyıl Osmanlı Devleti açısından "Ayaklanmalar Yüzyılı" olmuş ve devlet dağılmaya başlamıştir.


Fransa İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi
{{anamadde|İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi}}
28 Ağustos 1789'da Fransız Devriminden sonra, Fransız Ulusal Meclisi tarafından, [[İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi|Fransa İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi]] kabul ve beyan olundu.

Zamanın tarihcisi, " İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi, eski rejimin ölüm fermanıdır" derken, heralde haklı ve ileri görüşlüydü.

Bildirge; insanların eşit doğduğunu ve eşit yaşamaları gerektiğini, insanların zulme karşı direnme hakkı olduğunu, her türlü egemenliğin esasının millete dayalı olduğunu ve mutlak egemenliğin bir kişi ya da grubun elinde bulunamayacağını, devleti idare edenlerin esas olarak millete karşı sorumlu olduğunu, hiç kimsenin dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamayacağını ortaya koyuyordu.

MADDELERİ

Madde 1
İnsanlar, haklar yönünden özgür ve eşit doğarlar ve yaşarlar. Sosyal farklılıklar ancak ortak yarara dayanabilir.

Madde 2
Her siyasal toplumun amacı, insanın doğal ve zamanaşımı ile kaybedilmeyen haklarını korumaktır. Bu haklar; özgürlük, mülkiyet, güvenlik ve baskıya karşı direnmedir.

Madde 3
Egemenliğin özü esas olarak ulustadır. Hiçbir kuruluş, hiçbir kimse açıkça ulustan kaynaklanmayan bir iktidarı kullanamaz.

Madde 4
Özgürlük, başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmektir. Böylece her insanın doğal haklarının kullanımı, toplumun diğer üyelerinin aynı haklardan yararlanmalarını sağlayan sınırlarla belirlidir. Bu sınırlar ise ancak yasa ile belirlenebilir.

Madde 5
Yasa ancak toplum için zararlı fiilleri yasaklayabilir. Yasanın yasaklamadığı bir şey engellenemez ve hiç kimse yasanın emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz.

Madde 6
Yasa, genel iradenin ifadesidir. Tüm yurttaşların, bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile yasanın yapılmasına katılma hakları vardır. Yasa ister koruyucu, ister cezalandırıcı olsun herkes için aynıdır. Tüm yurttaşlar yasa önünde eşit olduklarından, yeteneklerine göre her türlü kamu görevi, rütbe ve mevkiine eşit olarak kabul edilirler, bu konuda yurttaşlar arasında erdem ve yeteneklerinden başka bir ayırım gözetilmez.

Madde 7
Bir kimse, ancak yasanın belirlediği hallerde ve yasanın öngördüğü şekillere uyularak suçlanabilir, yakalanabilir ve tutuklanabilir. Keyfi emirler verilmesini isteyenler, keyfi emirler verenler, bunları uygulayanlar ya da uygulatanlar cezalandırılır. Ancak yasaya uygun olarak yakalanan, yasaya uymaya çağrılan her yurttaş anında itaat etmelidir, direnirse suçlu olur.

Madde8
Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usullüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabilir.

Madde9
Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayılacağından, tutuklanmasının zorunlu olduğuna karar verildiğinde, yakalanması için zorunlu olmayan her türlü sert davranış yasa tarafından ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

Madde10
Hiç kimse inançları nedeniyle, bunlar dini nitelikteki inançlar olsa bile, tedirgin edilmemelidir; meğer ki, bu inançların açıklanması, yasayla kurulan kamu düzenini bozmuş olsun.

Madde11
Düşüncelerin ve inançların serbest iletimi insanın en değerli haklarındandır. Bu nedenle her yurttaş serbestçe konuşabilir, yazabilir ve yayınlayabilir, ancak bu özgürlüğün yasada belirlenen kötüye kullanılması hallerinden sorumlu olur.

Madde12
İnsan ve yurttaş haklarının güvenliği bir kamu gücünü gerektirir, bu nedenle bu güç herkesin yararı için kurulmuştur, yoksa bu gücün emanet edildiği kişilerin özel çıkarları için değil.


Madde 13
Kamu gücünün devamını sağlamak ve idarenin masraflarını karşılamak için herkesin bir vergi vermesi kaçınılmazdır. Vergi tüm yurttaşlar arasından olanakları oranında eşit olarak dağıtılır.

Madde 14
Tüm yurttaşların bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile verginin gerekliliğini belirlemeğe, vergilemeyi serbestçe kabul etmeye, vergi gelirlerinin kullanılmasını gözlemeye ve verginin miktarını, matrahını, tahakkuk biçim ve süresini belirlemeye hakkı vardır.

Madde 15
Toplumun tüm kamu görevlilerinden, görevleriyle ilgili olarak hesap sormak hakkı vardır.

Madde 16
Hakların güven altına alınmadığı kuvvetler ayrılığının yapılmadığı bir toplumda Anayasa yoktur.

Madde 17
Mülkiyet dokunulmaz ve kutsal bir hak olması nedeniyle, yasa ile belirlenen kamu ihtiyacı açıkça gerekmedikçe ve adil ve peşin bir tazminat ödenmedikçe, kimse bu haktan yoksun bırakılamaz.